DEFİNE İŞARETLERİ

Define İşaretleri

DEFİNE HARİTALARI

Define Haritaları

DEFİNECİ KLAVUZU

Defineci Klavuzu

PARA KATALOĞU

Tarihi Para Kataloğu

DEĞERLİ MADENLER

Değerli Madenler

MEZAR & TÜMÜLÜS

Mezarlar, Steller, Tümülüsler

MEDENİYETLER

Anadolu Medeniyetleri Tarihi

DEDEKTÖR DÜNYASI

Dedektör Dünyasına Giriş

ÖLÜ DEFİNLERİ

Anadolu Medeniyetlerinde Ölü Gömme Gelenekleri

FACEBOOKTA PAYLAŞ

Forum & Yorum

Forum

Kontrol Sizde

Sizde Site Yönetimine Katılın

İşaret Galerisi

Sizden Gelenler İşaretler

Çevrimiçi Kullanıcılar

· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 4,278
· En Yeni Üye: Alperen BULUT

DİNLER

Dinler Hakkında Bilgi

BURÇLAR

Burcunuz Hakkında Bilgi

DEFİNE KOMİK :))

Defineci Fıkraları ve Karikatürkeri

DEVAMLI SORULAR

Sık Sorulan Sorular

MİTOLOJİ BİLGİSİ

Mitoloji Bİlgisi

Üye Girişi

Kullanıcı Adı

Parola



Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın

     

CİN NEDİR, NE DEÐİLDİR? - CİN İLE İLGİLİ İNANIÞLAR -

TANIMI VE VARLIÐI:


İnsanlık tarihi ile başlayıp günümüze kadar gelen ve kıyamete kadar da devam edecek olan cinlerin varlığı ve etkileri bütün medeniyetlerde gündemi meşgul etmiştir. Peki, nedir bu cin denilen olgu? Gerçekten var mıdır böyle bir varlık?
Cin’in kelime anlamı “örtmek, örtünmek, gizli kalmak” demektir. Terim olarak ise, “duyu organlarıyla algılanılmayan, şuur ve irade sahibi, ilahi emirlere uymakla yükümlü, mü’min ve kâfir gruplarından oluşan varlık” demektir.

Buna göre Cin, beden yapısı gözle görülmeyen, duyu organlarıyla hissedilmeyen, fizik ötesi yaratılmış manevi bir varlıktır. İnsan yaratılmadan önce, Allah tarafından melekler âleminde yaratılmıştır.
Bütün semavi dinlerde cinin varlığına inanılmakta Tevrat ve İncil’de çokça zikredilmektedir.

Kur’an-ı kerimde de otuzdan fazla yerde cinin varlığı anılmakta ve aynı adı taşıyan bir de sûre bulunmaktadır. Dolayısıyla cinlerin varlığı Kur’an-ı Kerim ve diğer semavi kitaplarca da kabul edilmektedir. Kaldı ki insanlık tarihi cinlere inanan ve onlarla haşir-neşir olan pek çok uygarlıklarla doludur. Cahiliye döneminde Sabiiler, Süryaniler, Eski Yunan ve Romalılar cinleri ilah derecesine çıkarmış ve dev, peri, şeytan adlarıyla da andıkları bu varlıklara tapınmışlardır, bunlarla sihir ve tılsım yapmışlardır.

“Azâim” ve “Havass” denilen bir takım ilimler ortaya çıkarmışlardır. Biz işin gerçek yönünü ele alıp, İslâm kaynaklarına göre Cinleri inceleyelim.

MAHİYETİ:

Kur’an-ı Kerimde cinlerin , "Cinleri halis ateşten yarattı. "(Rahman 15) " Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık." (Hicr 27) ayetleriyle ateşten yaratıldığı ifade edilmektedir. Anlaşılıyor ki cinler ateşin alevli yerinden yaratılmıştır. Ateşten yaratılan bir başka varlık daha biliyoruz: Þeytan. “…ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise bir çamur parçasından!” (Araf, 12, Sad,76). diyerek Allah’a isyan eden ve rahmetinden kovulan şeytan. O da cinler topluluğundan bir varlıktı. Þeytanın bir adı da “İblis”tir. Kur’an-ı Kerimde bunu açıkça görmekteyiz: “..ancak İblis secde etmedi, o (yaratılış bakımından) cinlerdendi, Rabbinin emrini terk etti.” (Kehf, 50). Anlıyoruz ki Cinler ve şeytanlar aynı grubu oluşturan ruhani varlıklardır. Aralarındaki fark şeytanların, insanlara olan düşmanlıklarının daimi ve Allaha isyanlarının baki olmasıdır.

Cinlerin ise Allaha asi olanları olduğu gibi (insanlar misali) mü’min ve itaatkâr olanları da vardır. Bu bakımdan Cinler de, İslâm dini açısından iki kısımda incelenirler: Mümin olanlar, kâfir olanlar. İnsanlar gibi cinler de, Peygamberimize ve ondan öncekilere iman ve Allah’a ibadet etmekle yükümlüdür. Çünkü onlara da peygamberler gönderilmiştir. . “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat 56). Binaenaleyh ona iman eden, müminler grubuna dahil olur; müminlerle birlikte Cennet'e girer. Ona iman etmeyenler ise şeytanlarla beraber olur; Cehennem'i boylar. Bu husus Kur’an-ı Kerimde şöyle bildirilmektedir:

"Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) "Susun" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi. Ey kavmimiz! dediler, doğrusu biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarınızı kısmen bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun."(Ahkaf, 29–31) . Doğrusu biz, o hidayeti işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artik ne bir eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar. İçimizde, teslimiyet gösterenler (Müslüman olanlar) de var, hak yoldan sapanlar (kâfir olanlar) da var. Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlardır. Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır." (Cinn, 13-15). (Ey Muhammed!) De ki: “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: “Þüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur’an dinledik de ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.” (Cinn, 1-2).

ÖZELLİKLERİ:

Cinlerin özelliklerine gelince, burada Sayın Fethullah Gülen’e kulak verelim: “Cinler, şua ve enerji gibi varlık olduklarından, vücudun her tarafına nüfuz edebilme kabiliyetini haizdirler. Aslı cin olan şeytan için, Efendimiz (sav): “O, kanın damarlarda dolaştığı gibi, insan vücudunda dolaşır” buyurmaktadır. Bu hadisten anlaşıldığı gibi cinler, vücudun en iç organlarına kadar nüfuz edebilir ve orada bir kısım hastalıklara sebep ya da o hastalıklara engel olabilirler. Ancak onların, bu özelliklerinden istifade etme niyetiyle tedavi vb. hususlarda kullanılması, -o mevzudaki metod ve kıstasları kendi dünyalarına ait olacağından- çok defa tehlikeli olabilir.

Cinler, Kur’ân’da bildirildiği üzere, “Levh-i Mahv ve İsbat”ta olan şeylere muttali olmaya çalışır; oradan gözlerine ilişen bilgileri alır ve daha sonra da onları kendi hesaplarına değerlendirebilirler. Bazen, böyle hırsızlık sonucu elde ettikleri şeyleri, kendilerine açık insanların kulaklarına fısıldar; Efendimiz’in ifadesiyle “gır gır” eder ve çoklarını baştan çıkarırlar; zira bu bilgilerin %99’u kendi kattıkları yalanlarla doludur. Evet, belki bunlardan %1’i doğru çıkabilir; işte bu, diğer yalanlara referans olur... Kur’ân-ı Kerim’de cinlerin bu durumunu anlatan birçok âyet vardır. Þimdi onların birkaçının icmâlî mealini zikredelim: “Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyredenler için onu süsledik. Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.” (Hicr/16-18), “Biz yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik. Ve itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk. Onlar, artık mele-i âla’ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da her şeyi delip geçen bir parlak ışık takip eder.” (Saffat/6-10).”

Cinlerin özelliklerini, yaradılışları gereği insanlardan ayrı düşünmek ve bunları kısaca maddeler halinde şöylece belirtmek mümkündür:

1. Ateşten yaratılmışlardır.

2. Duyu organlarıyla algılanamayan ruhanî varlıklardır.

3. Çeşitli şekillere girebilirler, (insan, yılan, kedi, köpek, inek gibi) hatta insanların içlerine ve çeşitli hayvanlara sızabilirler. Işınsal varlıklar olduğundan, çok hızlı hareket edebilirler. Ağır ve zor işleri kolayca yapabilirler.

4. Cinler de insanlar gibi ilahi emirlere itaat etmekle mükelleftirler. “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat 56)

5. Peygamberimizin risaleti cinleri de kapsamaktadır. Bunun için Rasülullah (s.a.v.) İslâmı cinlere de anlatmıştır.

6. Cinlerin bazıları müslüman olsa da ekserisi kâfirdir. Mümin olanları cennete, kâfir olanları da cehenneme girecektir.

7. Cinler gaybı yani geleceği ve gelecekte olacakları bilemezler. Ancak uzun süre yaşadıkları için insanların bilemedikleri bazı geçmiş olayları ve saklı bilgileri bilme imkânları vardır. Bu durum onların insanlardan daha üstün olduklarını ifade etmez. Sebe’ Sûresinin 14. Ayetinde “Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer Gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.” Buyurulur.

8. Cinlerin ömrü insanlara göre çok uzundur.

9. Cinler bazı durumlarda insanlara zarar verseler de -bazen çok basit varlıklar da insana zarar verebilmektedir- inanan kimsenin bunlardan korkmaması ve bunların şerlerinden Allah’a sığınması gerekir. Zira Peygamberimizden sonra bunların Müslümanlar üzerinde etkileri kalmamıştır. İnsanın bunlardan çok üstün olduğuna gönülden inanması lazımdır. Ayrıca bunların tuzağına düşmemek veya onların şerrinden kurtulmak için Hz. Peygamber Ayet-el- Kürsi ile Nas ve Felak surelerinin okunmasını tavsiye etmektedir.

Cinler, şeytanlarla birlikte insanları kötülüklere sevk etmek ve onları yoldan çıkarmak için işbirliği halindedirler. Zihinlere ve kalplere bunların güzelliklerini fısıldarlar. Kur’an-ı Kerimde bu konu şöyle haber verilir:
"Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere (ve ümmetine) düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalplerinin o sözlere yönelmesi ve ondan hoşlanması için, bir de işledikleri suçlarını işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları düzmekte oldukları iftiraları ile baş başa bırak." (En'am Suresi 112–113).

YAÞAYIÞLARI:

Kaynakların bildirdiğine göre Cinler de tıpkı insanlar gibi yerler içerler, evlenirler ve çoğalırlar, erkeklik ve dişilikleri vardır, doğar büyür ve ölürler.
Yaşadıkları yerlere gelince, cinler dünyanın çeşitli yerlerinde, özellikle dağlık yerlerde, harabelerde, denizlerde, çöllerde, mezarlıklarda ve çöplüklerde yaşarlar.

Yiyip içtikleri şeyler ise ihtilaflıdır. Bir kısım kaynaklar, cinlerin yemek kokularıyla veya yemek artıklarıyla, kemik ve hayvan dışkılarıyla beslendiklerini belirtirler. Kabul edilen görüşe göre ise kendilerine özgü gıdalarla ve tarzda beslenirler.
“Havass” ve “azâim” türünden bazı metinlerin okunmasıyla cinlerden faydalanma girişiminde bulunulmasına huddâmcılık, bu işte kullanılan cinlere de huddâm denir.

Cinlerin insanlarla temasları göz önüne alınarak bu gibi yerlerde dolaşırken her halde dikkatli olunması ve manevi tedbirlerle önlem alınması tavsiye edilir.

CİNLERDEN KORUNMA YOLLARI

Cinler insana fayda değil zarar getirir. Onlar, görünmezlikleri dolayısıyla, insandan üstün varlıklar olarak nitelendirsekte; aksine insandan aşağı varlıklardır. İnsanın kendinden aşağı bir varlığa ilgi duyması, onunla irtibata geçmesi, ilişki kurması, o insana üstünlük sağlamaz, onu daha da alçaltır. Nasıl, altını bakırla karıştırınca, altının değeri düşerse; insanın cinle irtibata geçmesiyle, insanın değeri de düşer. Çünkü irtibata geçtiği cin onu doğru yoldan saptırır. Bu durumun örnekleri çoktur. Cinlerle irtibat halinde olan insanların çoğunda; kibir, gurur, maddiyat ve kendinde üstünlük görme gibi durumlar ortaya çıkar. Zamanla hizmetcisi sandığı cine hizmetci olur. Kendi iradesini onun iradesine kaptırır. Sözde o istediklerini yaptırdığını sanır fakat zamanla cinin isteklerini kendi yapmaya başlar. Bu duruma düşünce ondan kurtulmakta zorlaşır.

Cinlerle uğraşan çoğu kimse hayatından memnun değildir. Onlardan fayda yerine zarar görmüştür. Onlarla irtibata geçmek insan için faydalı olsaydı Peygamberimiz S.A.V. tavsiye eder, yol gösterirdi. Aksine zararlı olduğu için bu yolları ve yöntemleri tasvip etmemiş hatta yasaklamıştır.der   aşagıda kurtulma metotlarını kısa  ve  etkılı olanları parakapısı.net ailesine sundum en yakın zamanda  defıne ile   ılgılı dıger bılgılerde eklenecektır


Cinlerin verdigi zararlardan kurtulmak ve korunmak elbette mümkündür. Ancak yinede bilinçsiz yapilan korunma yarar yerine zarar verebilir


büyülü olan kişinin büyüden korunmak  ve kurtulmak için yapilmasi gerekenler


- Bir miktar suya Ayet-el kürsi, Ihlas ve Muavvizeteyn [Nas ve Felak] surelerini okumalidir! Büyü yapilan kimse bundan üç yudum içmeli, kalan su ile gusledilmelidir!

- Üç kere Salevat-i serife okumali, sonnra yedi Fatiha, yedi Ayet-el kürsi, yedi Kâfirun suresi, yedi Ihlas-i serif, yedi Felak ve yedi Nas surelerini okuyup kendi üzerine veya hastanin üzerine üflemelidir! Bunlari tekrar okuyup hastanin odasina, yatagina, evin her yerine, bahçesine üflemelidir!

- Fatiha, Ayet-el kürsi ve dört kul, (yani Kâfirun, Ihlas, Felak ve Nas sureleri) yediser kere okunup hastaya üflenirse, bütün afetler, dertler için, sihir (büyü), nazar için iyi gelir. Tuz üzerine okunup, suda eritilerek içmek de olur.

- Sabah aksam, Bekara suresinin basindan dört ayet ve Ayet-el kürsi ile, Ayet-el kürsiden sonraki iki ayeti ve Bekara suresinin sonundaki 3 ayet, hastanin üzerine okunursa, iyi olur.

- “La ilahe illallahü vahdehü la serike leh lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve ala külli seyin kadir” okunmalidir!

- Günde 500 kere “La havle vela kuvvete illa billah-il-aliyyilazim” okunmalidir! Baslarken yüz kere salevat ve bitirince de yine yüz kere salevat getirmelidir!

- 25 kere Estagfirullah denir. Sonuncussunda ve etubü ileyhe kadar okunur. Sonra onbir ihlas ve yedi kere Fatiha-i serife ve otuz üç kere, Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed okuyup, sevabi Peygamber efendimizin ve Eshab-i kiramin ve Evliyanin ruhlarina ve sonra Silsile-i aliyye denilen büyük âlimlerin isimlerini söyleyip; bu büyüklerin ruhlarina hediye edilir. Bunlarin hürmetine sifa vermesi için Allahü teâlâya duâ edilir. Hergün sabah-aksam böyle duâ edilir.


 

Cinden kurtulmak için on seyi yapmalıdır

1- E'ûzü Besmele ile Fâtiha sûresi okumalidir.

2- E'ûzü Besmele ile iki Kul-e'ûzüyü okumalidir.

3- E'ûzü Besmele ile Bekara sûresini okumalidir.

4- E'ûzü Besmele ile Âyetelkürsî okumalidir.

5- E'ûzü Besmele ile Bekara sûresinin son âyetini okumalidir.

6- E'ûzü Besmele ile Ha-Mîm Mü'mîn sûresinin basindan (masîr)e kadar ve Âyetelkürsî okumalidir.

7- “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ serîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli sey'in kadîr” okumalidir.

8- Çok (Allah) demelidir.

9- Hep abdestli bulunmali, farzlari ve sünnetleri hiç terk etmemelidir.

10- Günah islemekten, ZİNADAN  çok konusmaktan, çok yimekten ve kalabaliktan sakinmalidir.



Sikintidan Kurtulmak Için Okunacak Duâ


(Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!)(22)

(Lâ ilâhe illallâhül’azîm-ül-halîm lâ ilâhe illallâhü Rabbül-Ars-il’azîm lâ ilâhe illallahü Rabbüs-semâvâti ve Rabbül-Erdi Rabbül’Ars-il-kerîm.)

“Sikintiya düsen veya borçlanan, bin kere "La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" derse, Allahü teâlâ isini kolaylastirir.”

“Sikintili iken “Hasbünallah ve ni’mel-vekîl” deyiniz!”

“Saba

YENİFORUM SON KONULAR

Sayfa oluşturulma süresi: 0.04 saniye
12,852,269 Tekil Ziyaretçi